b2

Esansiyel Yağların Yaşam Döngüsü

Esansiyel Yağların Yaşam Döngüsü  yalnızca aromatik bitkiler olarak bilinen belirli bitkilerde Esansiyel Yağ bulunur. Birçok meyve  ve bitki esansiyel yağ barındırsa da, çoğundan yağ alınamaz. Yağ, yapraklarda, çiçeklerde,meyve ve bitkinin diğer kısımlarında çok küçük yapılar olarak bulunur, bu yapılar salgı hücresi olarak bilinir. Bazen bu yağlar bitkinin yüzeyinden çıkar. Esansiyel Yağların Yaşam Döngüsünde Esansiyel yağ üretimi süreci karmaşıktır ve bitkideki birçok enzimi içerir, çoğu zaman bu işlemlerden  yüzde bir veya daha fazla kimyasalın “imal” edilmesi gerekir.

Bu kadar karmaşık olmasının sebebi açık değildir ancak barındırdıkları kimyasalların çoğu kokulu iletişim sinyalleri olarak, ya böcekler (kendileri de aynı kimyasalları üretebilen) ya da bitkiler ve böcekler arasında iletişimde kullanılmaktadır. Bu durum Evrim bağlamında ele alındığında  esansiyel yağların ve kokuların  canlılar arasında mükemmel bir iletişim aracı olduğu anlamına gelmektedir.

Bir esansiyel yağın hem miktarı hem de bileşimi (malzemelerin karışımı) bitki içerisinde sürekli değişime uğramaktadır, bu değişim gün ve yıl içerisinde zaman akışı, bitkinin olgunluğu, hava ve diğer birçok faktör etkilemektedir. Bunun sonucu olarak, bir esansiyel yağın hasat edilmesi için ideal mevsimler ve günün belirli saatleri vardır.

Hasat, el ile veya tahıl hasat makinesine benzeyen küçük taşınabilir makine yardımıyla yapılır. Gül gibi bazı bitkiler yalnızca el ile toplanabilir, fakat lavanta gibi yavaş gelişen bazı bitkiler genellikle makine yardımıyla kesilir. Yağ çıkarma işlemi, buharlaşmadan dolayı esansiyel yağ kaybını minimuma indirmek için genellikle hasat ile aynı günde yapılır, ancak bu çekirdek, kök ve odun gibi sert materyallerde önemli bir faktör değildir.

Yağ çıkarma işlemi soğuk presleme (turunçgiller), buhar veya su damıtması veya çözücü kullanılarak yapılabilir. Günümüzde CO² ile çıkarmaya karşı oldukça bir ilgi vardır. Bu süreç, damıtmadan daha fazla bitkinin koku moleküllerini elde etmeyi sağlar. Gülsuyu, reçine, absolüt, gibi çözücü ile elde edilen ürünler de üretilebilir.

Yağ çıkarma işleminden sonra esansiyel yağ metal fıçıların içerisinde saklanır ve taşınır. Daha sonra diğer yağlarla  tat veya koku üretmek, ilaç sanayisi üretimlerinde  kullanılmak  veya saf haliyle aromaterapi sektöründe satılmak üzere kullanılır.

Esansiyel yağlar, diğer tüm bitkilerden elde edilen malzemeler gibi, çok yavaş bozulurlar ve bu bozulma devam ettikçe taze kokularının yanı sıra iyileştirici özelliklerinin gücü azalır. Bundan dolayı, her daim makul tazelik seviyesinde, mutlaka şişenin açılmasını takip eden bir yıl içerisinde kullanılmalıdırlar.

Soluma, cilde uygulanma veya başka bir yolla vücuda girdikten sonra, esansiyel yağlar kan dolaşımına karışır. Esansiyel yağlar daha sonra hızla metabolize edilir (kimyasal olarak değişime uğrarlar), bu süreçte birçok iyileştirici etki ortaya çıkar. Bu etkilerden bazıları metabolize edilmelerinden önceki bileşenlerinden dolayıdır, bazıları da metabolitlerden (vücutta oluşan yeni kimyasallar) dolayı ortaya çıkar. Esansiyel yağ bileşenleri genellikle sinerjik bir biçimde çalışırlar, ancak her zaman böyle çalışmayabilirler. Hücrelerin yüzeyindeki alıcılarla iletişime geçmek gibi çeşitli yollar ile de  hareket ederler. Örneğin nane yağındaki mentol, kalsiyumun damar hücrelerinin yüzeyinde verişim edilme yöntemini değiştirerek kan basıncını önemli bir ölçüde azaltır.

Esansiyel yağların bir başka çalışma yöntemi de, solunduktan sonra, burnun içerisinde en yukarıda bulunan bir zar olan olfaktor epitel’in hücreleriyle etkileşime geçmektir. Koku molekülleri ve olfaktor zarı arasındaki etkileşim, beynin çeşitli bölgelerini uyaran, bir anıyı, duyguyu veya yalnızca bir kokunun algısını hatırlatan bir sinir sinyalini harekete geçirir.

Esansiyel Yağların Yaşam Döngüsü , Metabolizma süreci ilerledikçe, esansiyal yağı tek bir madde olarak ele almak gittikçe mantıksız bir hal alır, zira bileşenlerinin her biri ayrı ayrı metabolize edilir ve salgılanır. İnsan enzimlerinin yardımıyla bileşenler, suda daha eriyebilir hale gelmeleri için bileşenlerin yapısı kimyasal olarak  değişir ve bileşenlerin büyük bir kısmı daha sonra idrar yolu ile vücuttan atılır.

“ESANSİYEL YAĞLARIN YAŞAM DÖNGÜSÜ”

Yorum yap

E-mail adresiniz gösterilmeyecektir.